Yazılar

Gülten Akın – Gülerken Yüzün

Gülerken yüzün
Dem çeken bir güvercinin sesini
İçin için büyüyen çimenleri
Baharda lunaparkı bayram yerini
Ve alışkanlıklar dışında her şeyi

Gülerken yüzün
Aşıyor geçmişin acılarını
Kendini yarına değiştiriyor

Gülerken yüzün
Sanki çarmıhını kırmışsın
Senin ve ardından geleceklerin
Aylası alnına düşmüş gecenin
Oturmuş ağlıyor kendisi

Bunu öyle candan öyle yürekten
Öyle bir tutkuyla istiyorum ki
Aklımda hep öyle kalmalısın

Gülten Akın – Yağmur Yağmur

Yağmur, yağmur… Bu neyi anlatır?
Bunca siste bunca ıslak serçe
Hüznü bir köşesinden tutup kaldırmıştır

Yağmur, yağmur… Bu neyi anlatır?
Son yaz derlenmiş, son ateş sönmüş
Düz yollara inen son kaçkın, son eşkıya
Hüznü bir köşesinden tutup kaldırmıştır.

Yağmur, yağmur… Bu neyi anlatır?
Oyun biter, o kesin güz çizgileri
Sevgi, bir de ölümle örselenmiş
Aklı bir köşesinden tutup kaldırmıştır.

Gülten Akın – Deli Kızın Türküsü

Sana büyük caddelerin birinde rastlasam
Elimi uzatsam tutsam götürsem
Gözlerine baksam gözlerine konuşmasak
Anlasan
Elimi uzatsam tutamasam
Olanca sevgimi yalnızlığımı
Düşünsem hayır düşünmesem
Senin hiç haberin olmasa
Senin hiç haberin olmaz ki
Başlar biter kendi kendine o türkü

Yağmur yağar akasyalar ıslanır
Bulutlar uçuşur geceleyin
Ben yağmura deli buluta deli
Bir büyük oyun yaşamak dediğin
Beni ya sevmeli ya öldürmeli

Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
Böcekler gibi başlamalı yeniden
Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta
Yan garipliğine yürek yan
Gitti giden

Gülten Akın – Siyah Beyaz

Beni dünyadan ötelere götürdün
Kollarımı bağladın dur dedin
Tuz kokan geceler dur dedi
Durdum bekliyorum, gelme
Ay aydınlık gece kara
Gözlerimin ardında karanlık ölesiye
Canlı ve cansız ne varsa sımsıkı
Bu saat daha yakın daha el ele
Şimdi yalnızlığımdan utanıyorum
Durdum bekliyorum, gelme
Bunu ta başından biliyordun
Bir gün buralarda sonuncu kalışım olacaktı
Ellerinin bir anlık şeklini tutacağım
Bozkırdan günün son treni geçecek
Ben her şeye ardından bakacağım
Bunu ta başından biliyorum
Durdum bekliyorum, gelme
Artık ne sen konuşmalısın ne başkası
Yaşamak adına geçtik bütün değerleri
Beyazın en orta yerinde duydu yürek
Bu rüzgar tutmaz insanı uzun boylu
Bu rüzgar serseri
Şimdi kavramların ve cümle rüzgarların dışında
Durdum bekliyorum, gelme

Gülten Akın – Uzun Yağmurlardan Sonra

Sen yağmurlu günlere yakışırsın
Yollar çeker uzak dağlar çeker uzak evler
Islanan yapraklar gibi yüzün ışır
Işırsa beni unutma

Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün
Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün
Bir yer sızlar yanar içinde büsbütün
Her şeye rağmen ellerin üşür
Üşürse beni unutma

Yeni dostlar yeni rüzgarlar gelir geçer
Yosun muydum kaya mıydım nasıl unuturlar
Kahredersin başın önüne düşer
Düşerse beni unutma

Gülten Akın – Konuş

konuş sesin durmasın
gün doğdu ve battı kuşluğu atladık
uzun kuşluğumuzu, sen gelmeden önce
ceylan yavrusuna bastı karanlıkta
suyun gözesine düşen sarı yaprak
dönendi dönendi akıp gidemedi
deniz kabarmayı boşuna bekledi
kumlar boşuna bekledi

konuş, sesin durmasın
uzun bir kuşluğu muştulayan sesin
susup dinlemeye girdi rüzgar
ağaçlar kulak kesildi ormanda
tedirgin bekliyor tuzaklar
sözlerin mavzer kurşunu
kentin delip geçiyor duvarlarını
dağlar çoğaltıp dağıtıyorlar
konuş, sesin durmasın

Gülten Akın – Çağrı

Evler büyük dedikçe büyük
Ben insanların en garibi
Uzağı ilk defa kavradım
Görür yahut dokunur gibi

Eski bir saçakta kuşlarla
Yele yağmura karşı oturdum
İç içe daireler çiziyor
İçine adımı yazıyorum

Gün uzun türküsünü bitirdi
Karlı dallara yürüdü karanlık
Yalnızlık çekilmez bu vakit
Delirdi denizde yosun çayda balık
Gel artık

Gülten Akın – Küçük Kızın Türküsü

Küçük, küçücük bir kızken
Unutacak mısın yüreğim
Bir kurdele bir pabuç yüzünden
Unutacak mısın yüreğim

Şimdi de onulmaz korkundur
Evde ekmeğin tükenmesi
Un biter, ekmek biter, gelsin ödünçler
Unutacak mısın yüreğim

Başın dönerdi sabahları
Her atılan bomba bir parça
Yiyecek alır giderdi
İkinci Dünya Savaşı sırtından geçti
Unutacam mısın yüreğim

Birçokları kahraman oldular
Büyük oldu adları
Kara binitleri sırtından geçti
Unutacak mısın yüreğim

Birçokları kahraman oldular
Büyük oldu adları
Kara binitleri sırtından geçti
Unutacak mısın yüreğim

Şimdi çocukları doyurup giydirdikçe
Parklara, çarşılara götürdüğünde
Kendini, kendi çocukluğunu
Unutacak mısın yüreğim

Dünya uçurtmayla balonken
Kırmızı ve mavi tayfın bütün renkleri
Sana zehir zindan edenleri
Bağışlayacak mısın

Sen, senin adına bağışlayabilirsin
O zaman
Ottan ve açlıktan ve bilcümle haşereden
Cümle dertten hastalıktan
Ölenler ve kalanlar seni bağışlamayacaklar
Duyuyor musun yüreğim

Unutma sakın unutma
Bağışlama sakın
Sakın düşmanını sevme, sakın susma
Bekle büyük kavgayı bekle
Anlıyor musun yüreğim.

Gülten Akın – Bir Gün Daha Geçti

sanki yanımda, yakınımda
gözlerime bakar gibisin…
sanki henüz avucumda
sıcaklığı ellerinin….

ben bir mendilin ucunda,
bir damla gözyaşında sen…
ikindi yağmurları gibi
ansızın içime dökülüversen…

yeşil bulutlarda kaybolan başın
sevdila dilekçe sevdalı…
unut desem de unutamaszın
bir tahta köprüde geçen masılı…

düğüm düğüm takıldı kaldı
islak yollarda ayak izlerimiz,
öyle uzadı ki mesafeler
düştüğü mevsime bir çift gölgenin
istesek de artık dönemeyiz…

Gülten Akın – İçime Damlayanlar

raylar
rüğümlenen yollar, tren
bir gün
ümit etmediğim bir gün
alıverecekler seni benden.
neler götürdüğünü bilmeyecek
düşünmeyeceksin.
belki döneceksin
düşerken yıldızım bir selvi gölgesine
belki de ömür boyu bekleteceksin.
ilk çiğdemle gel
ne var ki dünyada
kaybedip bulmaktan güzel?
demesi kolay ama
öylesine yanıyor ki içim
bir garip çöl yolcusu gibiyim.
doymak için susuzluğuna
seni yudum yudum değil
damla damla içeçeğim

Gülten Akın – Yalınayak Türkü

yatağında usul usul akan
kömürde demirde eriyen can
kesilen ayak kopan parmak
kuş şenliği çalı duldası
karda bir bir ayak izi
işlendi bedenimize

ağlaya ağlaya görmez olan biri
gören biri susan biri
apansız konuşan biri
patlayan ses vurulan tay
işlendi bedenimize

yılgınlık düşsel olarak
korkular suret
yanıklar var anlamıyla
işlendi bedenimize

artık biz
onların simgesiyiz
şiirimiz kente yalınayak girecektir

Gülten Akın – Şu Giden Atlıya Türkü

Ben demedim mi
Hazırlandılar
Onların yüz bin kolları var
Kırbaçları sert, yamçıları sağlam, atları kavi
Yeğin git kese sür atınla birleş
Ben demedim mi

Ben demedim mi
Tekin değil koyaklar, dağ yamaçları
Yağmur yağar ki sis basar ki kurt iner ki
Ay bulanığında gümüş rengi çakallar
Ben demedim mi
Yalnız gitme demedim mi

Çiğdeme sor, çeşmeye sor
Tek açan menevşeye sor
Ayrılık getirir ayrılıklar
Birleş demedim mi
Ben demedim mi

Gülten Akın – Öfke Ağıdı

dövün çocuklarınızı suçsuz
erken tanısınlar cezayı
cezaların suçlardan çok olduğu dünyada
dövün çocuklarınızı

atlar gibi gözlüğe alıştırın
gözleri göklerden genişse
almadan vermeyi öğrenmişlerse
vurun ellerine ellerine

candan özge değer var mı?
vatan nedir?
dostluk yenir içilir mi?
sevgi neye yarar sevgi?

Gülten Akın – Affet Gitsin

uyanık sokaklar içinde
adım atışından bilirim
kaderimsin

kendinden önce şarkısı vardır söylenir
dünyaya gelir gelmez herkesin

bir yaban kırlangıç kanadı
zevkten deli etse parmaklarımı
istemem sen değilsin

sonuncu dönüşte aynı masala
aynı hak üzre beklediğin
ölesiye sevilir veya sevilmez
garip beyazlığında gecenin

sana rüyalarımı bırakıyorum
küçük günahlara kardeş
affet gitsin

Gülten Akın – Oğlanın Türküsü

Bizim erkeklerimiz
Dört mevsim bahar gibidir
Sevişirken yeniden doğar gibidir
Al atla savaşa girer gibidir
Güzel olur çocuklarımız

Çokturlar, çabuk boylanırlar
Bir aylıkken güler, ikisinde türküye dururlar
Beşinde sığırtmaç, yedisinde sevdalıdırlar
On birinde düğüne ve rakıya ve mavzere
Olursa kır, olmazsa doru.
Yirmisinde, dokusu bir meydanlarda ölürler

Ey gerçek sesimiz ey büyük kavga
Umut iki midir, bir midir?
Düşman şaşkın mıdır, kör müdür?
Kurşun yediveren gül müdür?
Vurulan ölmüyor, bu nasıl vurma?

Ey gerçek sesimiz en büyük kavga
Dağlarda suskunluk sürmeli midir?
Hayınlara aman vermeli midir?
Marşlar alanlarda durmalı mıdır?
Sesi iletmiyor, bu nasıl hava?

Derken, mutlu uykulara yatamayanlar
Yirmilerde yar elini tutamayanlar
Dağa başlarlar.
Dağa başlarlar, çete düşlerler
Burda olmazsa orda
Vurur gider yadellere varırlar

Bu gerçek sanımız, bu büyük sevda
Sabah ılımında üveyik midir?
Akar suda kayık mıdır?
Bir alaca geyik midir?
Çeker götürür kana.

Haksızlık nerde olursa olsun
Zulüm nerden gelirse gelsin
Barışla, sevgiyla olmayacaksa
Ey gerçek sesimiz, ey büyük kavga
Yankılan dağdan dağlara
Yankılan dağdan dağlara

Gülten Akın – Ayrılar Gemisi

Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın
Yanaşmadan özleminin limanlarına
Bir uzun hava içinde kendimiz kendimizin
Uzasın dönmenin saçları, çagırma uzasın

Gülten Akın – Yorgun Sevi

Susarak, iki komşu gibi güne değerek
Asıl söyleneceklerin üstünden aşarak
Sevdiğim
Ayrı ayrı uzakta, yan yana

Birbirimizi derinden gözlediğimiz yazlarda
Ve üstünkörü baktığımız kentlerde
Güllerin güllerimiz
Hüzünlerimse hüzünlerimiz değil

Bir deli kuzgun gibiyim yaşlı teleğimle
Göğü siliyorum duraksamadan
Yorgunluktan değil, öyle sanıyorum
Yalnızlıktandır
Hızla dökülüyor tüyüm teleğim

Orda öyle aramızda soluyor işte
Ayrı ayrı uzakta, yan yana
Hangi yangın hangi deprem becerebilir?

Gülten Akın – Yitikler Gecesi

Şimdi dünya boşlukta yavaş
Sen bütün canlılardan uzaksın yalnızsın
Rüzgar usandı doruklarda
Dağ çiçekleri uykuya vardı
Ay bacadan aştı uyumaz mısın

Bir ıslak serinlik yürüdü
Kara sokaklardan içeri
Çıtırdadı durdu bütün gün
Ayaklarının altında bir şeyler
Bütün gün ölüler gibi sustun

Bilsen ötesi aydınlık çizginin
Delice yakardın eski şiirlerini
Bir tutam bulut iki damla yağmur için
Yeniden sevinirdin içten içe
Bilsen ötesi aydınlık çizginin

Bu hal senin halin değil
Bütün gücünü yitirmiş
Bu hal senin halin değil
Yaşamanın kendisini yitirmiş

En insan yanıyla sana dönük
Dost dediğin ne gün içindir
Unut uzağı olduğu yerde
Kaldır yatağından vakitsiz
Kaldır başucuna getir

Şimdi dünya boşlukta yavaş
Sen bütün canlılardan uzaksın yalnızsın
Rüzgar usandı doruklarda
Dağ çiçekleri uykuya vardı
Ay bacadan aştı uyumaz mısın

Gülten Akın – Yağmurlu

Uzağı ne zaman düşünsem aydınlık
Burda geceler kaldı sen gittin
Geceyle uyku suyla yosun
Benimle olduğun bilmez misin

Uzak ve beyaz şehirlerden
Bir ince yağmurla gelirsin
Gece bekçisini sokağından
Garibi yatağından çeker alırsın

Bir hikaye bilir söylerim
Dost yıldızlara karşı ve sabaha doğru
Bu hikayenin bir ucu sendedir
Kurtarmak isterim kurtarmak isterim
Bütün uçurtmaların ipi elindedir.

Gülten Akın – Orda Kaldım

Giden gitti -yiten zaman-
açtığın kapıdan girdim, adımı söyledin
işte orda kaldım

herkes nerde? (gibi yanlarında durdum)
yiten zaman -onlar öyle sandı-
hiç ayrılmadım ki -aklım-
ben orda kaldım

senden bana hiç durmadan akan neyse
olsan olmasan
yansıladım -yüreğim ben-
sen yoksan da iki olduk
gidenlerle gittim -gibi-
dünya -zaman-
ben orda kaldım