Yazılar

Paul Eluard – Canlı Hava

Önüme baktım
Seni gördüm kalabalıkta
Buğdaylar arasında seni gördüm
Bir ağaç altında seni gördüm

Bütün gezilerimin sonunda
Bütün acılarımın sonunda
Dönemecinde bütün gülüşlerin
Çıkarken sudan ateşten

Yaz kış seni gördüm
Evimde seni gördüm
Kollarımda seni gördüm
Düşlerimde seni gördüm

Bırakmam artık seni.

Paul Eluard – Kimseler Bilemez

Kimseler bilemez beni
Senin bildiğin kadar

İçinde yan yana uyuduğumuz
Gözlerin
Benim insan parıltılarıma
Dünyanın gecelerinden daha iyi bir gelecek hazırladı

İçinde uçtuğum gözlerin
Yolların gidişine
Dünyanın dışında bir anlam verdi

Bize belirtilenler
Gözlerindeki sonsuz yalnızlığımızı
Artık kendilerini sandıkları gibi değiller

Kimseler bilemez seni
Benim seni bildiğim kadar

Paul Eluard – Aşk Şiir

Dünya portakal rengi dünya mavi
Sözcüklerde yalan yok yanlış yok arama
Artık türküler yakmak yasak size
Sıra koklaşmada şimdi sıra öpüşmede
Haydi çılgınlar, aşıklar haydi
Haydi sevgili
Haydi sevgilinin birleştiren ağzı
Gülümseyin birbirinize dökün içinizi
O ne cömert elbise öyle
Sanacaklar seni çırılçıplak
Çiçek açar yaban arıları yeşil yeşil
Takar boynuna günışığı
Pencerelerden bir gerdanlık
Kanatlar sarar yaprakları
Senin olmalı bu aydınlık sevinçler bütün
Yeryüzünün bütün güneşleri senin olmalı
Yollarda güzelliğini yansıtan güneşler

Paul Eluard – Biz İkimiz

el eleyken biz ikimiz
sanırız her yer evimiz
serin bir ağaç altındayız
karanlık gökyüzü altındayız
evlerin köşesinde çatıların altındayız
apaydınlık boş sokaktayız
akıllıların delilerin yanındayız
küçüklerle büyüklerle iç içeyiz
yok aşkın gizlisi saklısı
ortadayız işte çırılçıplağız
sanki bütün sevişenler yanımızda

Paul Eluard – Acının Başkenti

gözlerinin eğrisi dolanıyor yüreğime
bir dans, bir dinginlik çemberi
zamanın aylası, gece beşiği ve güvenli
ve eğer hiçbir şey kalmadıysa aklımda yaşadığımdan
gözlerinin her zaman görmediğindendir beni

yaprakları günün ve pembe şarabın köpüğü
rüzgarın sazları, kokulu gülücükler
işık dünyasını saran kanatlar
gökyüzü ve deniz yüklü gemiler
gürültü avcıları ve renk kaynakları

tanların kuluçkaya yattığında doğan kokular
yıldızların samanı üzerinde yatan
saflığa bağımlı gün gibi tıpkı
dünya da bağımlıdır senin tertemiz gözlerine
ve akar bütün kanım bakışlarında senin.

Paul Eluard – Yaşamak

birbirimize verecek ellerimiz var,
uzaklara götüreyim sizi, tutun elimden.

bunca yaşadım, yüzüm değişti durdu,
aştığım her eşikte, tuttuğum her elde
baktım kardeş bahar daha canlı, daha taze.
kendine ayırdı o iğreti bozgunu, ölümü,
yumulup açılan beş parmaktaki geleceği bana.

yaşadım, gördüm, anladım her şeyi.
başkalarıydı beni yaşatan, insanlardı.
aktı yüreğime bir başka yüreğin kanı.
azalmadı çocukluğum şu kadarcık
aklığı önünde kör, enez kızların,
incecik sarı aydan güzeldi o kızlar,
yaşamanın yollarına vuran aydan,
yollar köpüktendi, ağaçtandı, çiğden, sisten.
tek başına çıkmaz ki ortaya körpe beden,
çıkmaz tek başına yeryüzüne toprağa,
ilk peşin yel, yağmur, soğuk beşikte sallar,
sonra yaz gelir, tam bir erkek yapar onu.

uzanan her elde iyiliğim var.
yalnızlık ölümdür ölüm.
sevinçten öfkeye değin, öfkeden ışığa,
her gün, her saat, yerde, gökte,
canlıda, cansızda yonttum kendimi,
yazlar, kışlar geçti, ben dinç kaldım,
yaşadım, yaşadıkça güç geldi bana,
işte şimdi tam bir delikanlıyım,
yıkıntım üstünde kanım dimdik ayakta.

birbirimize verecek ellerimiz var.
daha güzel değil hiçbir şey
birbirimize bir orman gibi bağlanmaktan,
yerleri göklere kavuşturmaktan, gökleri geceye.

o bitmez tükenmez günü doğuracak geceye.