Yazılar

Sabahattin Kudret Aksal – Başlamasaydı Bu Masal

başlamasaydı bu masal
kalbin ışıktan rüyası.
solgun günler diyarında
kaybolanların dünyası.

başlamasaydı bu masal
havuzda su, dallarda renk
başlamasaydı içimde
bahçeler dolusu ahenk.

başlamasaydı bu masal
oyun peri sarayında!
çözülüyor ipi geminin
yolculuk telaşı limanda!

başlamasaydı bu masal
ve hülyası kargaların?
bitmiyen uzun uykusu
kıyıda kadırgaların?

başlamasaydı bu masal
yazı görmesek de olur.
sular aldı kayığımı.
vakitsiz kesildi yağmur.

Sabahattin Kudret Aksal – Aşk Şiiri

Bu şiirin ilk mısrası
Senin için yazıldı
Bilinmez kimi düşüneceğim
Gel de inan şimdi sen
Aşk şiirine

Sabahattin Kudret Aksal – Haziran

Bakar gülümserdin bana balkonundan
Ah o yaz akşamları sen ne iyiydin
Rüyan, kokun ve sesin
Rüzgar gibi esiyor günler arkasından

Her an bir başka hatıran
Çiçek açıyor karşıki dalda
Kendimi kaybederek rüyada
Yaşadığım o sonsuz zaman

Bir yarı sarhoşluk içinde
Geçerdim sevdalı evinizin önünden
Görünürdü aralık pencereden
Odan akşam serinliğinde

İşte boydan boya divan
Üstünde akşamı ettiğin
İşte şapkan, bembeyaz entarin
Böyle vakitlerde anlaşılmaz duran

Ufukta görününce yağmur bulutları
Şaşırırdın yapacağını telaştan
Yerleştirirdin her şeyi yeni baştan
Taşırdın içeriye masaları koltukları

O her zaman hatırladığım karanfil saksısı
Suladım o güzel mevsimi keyfimce
Ben haziran gecesi aşığı

Sabahattin Kudret Aksal – Gece Çocuk Ayna

Mavi bakışan gece
Bir dal konmuş eğrice

Dama, sallanır durur!
Ve uykusunu uyur

Çocuk sarmaşığında
Yerin göğün dışında!

Devler görür, cüceler
Şirkin alayı, ziller

Koku sürünmüş ayna!
İsin yuvarlağına

Sığınan gözler maske
Usta kıpırdar gökse!

Kaba boşalan kapta
Hep bir su sesi dipte

Öteye giden yaya!
Oda yarı yarıya

Mumlar tüten nisadır
Gizem ki oradadır!

Yumrukla kapıyı, aç,
Saklı duran saklambaç

Çamuru döven yağmur!
Bakılır ve korkulur

Sarkmışlar taraçadan
Ölü kargalar ve tan!

Boşlukta, ara yerde
Bırakılmıs ard arda

Yaşlı bacalar siyah!
Bir kez daha bakış, ah

Esrimek hep esrimek
Nesneyle kalakalmak!

Sabahattin Kudret Aksal – Eşik

bir yaz günüydü bırakmışım arkamda
yürüyordum sokaklar tozdu, yapılar
boz bulanık bir su gibi akıyordu
bir kadın çamaşırını asıyordu
penceresinde yitirilmiş anılar
burnumda çürümüş yemiş kokuları
sokaklar yeniden yeniden sokaklar
yer bitirir en güzel aydınlıkları
geceyle gündüzün kavşak noktasında
havada kanat vuran kuştu çirkin
ve şaşkın baktım birdenbire karşımda
olağanüstü eşiği güzelliğin.

Sabahattin Kudret Aksal – Belayı Aşk

her işimi yoluna koymuştum.
tam ev bark sahibi olacağım sıra!
şimdi gelmezse ne zaman gelir
bana huzur bir daha.
kendime bir de iş bulmuştum
üstelik.

böyle zamansız nerden karşıma çıktın?

Sabahattin Kudret Aksal – Elinle

seninle sabahların aydınlığı otların ışıyışı seninle
sonsuzlukta arınmış ovada çığlıkları koşup giden atların
kirimi pasımı suyu sabunu sol bir teknede yudun yıkadın
aldın kaba doğayı düzenledin yeni baştan bir güzel elinle

su kuşlarıyla allı pullu donanma fenerleriyle ardıçlarla
bezedin düşsel gelinler örneği bir boydan öbür uca evreni
adım atmak yeniydi seninle uyumak uyanmak solumak yeni
mutlulukların çiçek açan denizi göz gördüğünce giden tarla

kanat vurur başının üstünde döner durmadan bir mavi güvercin
aydınlığında gecemin boy atan yabancıl bitkilerime azık
yaşantımı sürdürme gücüm benim günüm geceme düşen ışık
özgür dileğim kara ağaçlar değin köklü ölüm isteğim

Sabahattin Kudret Aksal – Biri Var

biri var, durmadan beni arar,
biri var, mevsimlerdir beklerim.

biri var ki açmamış bir bahar,
göklerimde yıldız, içimde sır.

biri var ki bahtı bende yaşar,
benim çiçeklerim açar onda.

bende musiki, bende dünyalar,
biri uzakların uzağında.

havuza düşen memleketleri,
biri var ki içimde sayıklar.

Sabahattin Kudret Aksal – Şiir Yazmamak

uğraşma boşuna
şiir yazamazsın
bu kadar maviyken gökyüzü
ve deniz
böyle yanıbaşındayken

Sabahattin Kudret Aksal – Şiir Üstüne Notlar

-genç bir ozana-

1.
imge avlama
gelirse kapıyı aç

düşüncenin içsel sesidir imge.

2.
ses
sesteki tını
bak işte o, çok önemli:
a’dan sonra u, u’dan sonra a.

3.
uyum
iniş çıkışı sesin
uyumu yineleme
başka grafikler.

4.
gerçekse dize düzenler solunumu.

5.
çok konuşma
suskunluğa yakın dur.

6.
şiir yazarken
eski ozanları düşün
eski, belki de
çok eski.

7.

bir ilkçağ ozanı şiirini okusun istemez misin.

8.
göğe benzemeyi dene
gök gibi doğal
gök gibi şaşırtıcı

9.
ne duygu üret
ne çağrışım
o okurun işi.

10.
dengeli ol,
öyle ki, cambaz sakar kalsın yanında.

11.
kıvılcım külün altında
külünü karıştırmayı unutma.

12.
çağına uy,
zaman dışıymışsın gibi davran
bunda çelişki yok.

13.
bir avucun matematik,
bir avucun büyü,
bunda da çelişki yok.
sonra düşün, olsa ne çıkar:
çelişkidir şiir.

14
matematiğin rastlantısı da diyebilirsin ona.

15.
geceyle gündüze denk
karşıtlığında
bütünü tümleyen.

16.
demosthenes gibi yap
ağzında çakıl taşı denize karşı konuşurdu o
senin de dizeler olsun ağzında
onlarla otur kalk
onlarla uyu
onlarla uyan.

17.
sözcük,
sözcükten şaşma.

18.
insanlığın yükünü taşımıyorsan,
kendinden söz etme.

19.
şiir, tarihinden bu yana pek değişmedi
insan yüzleri gibi tıpkı
o denli benzer
o denli başka.

20.
çaban özgünlüğe yönelik olmasın
sıradan konuş
unutma ki özgünlük mayanda ya var ya da yok
çabayla ulaşılmak istenen özgünlük
ozanı daha bir iter sıradanlığa

21.
küçük bir sesteki çığlık
benzemez hiçbir çığlığa.

22.
masanın anlamı yok,
kuşun anlamı yok,
pramidin anlamı yok.

23.
unutulmayı iste
yeniden anımsanırsan
sonsuz yaşam ondan sonra.

24.
daha da var, bunlar ilk usuma düşenler.

Sabahattin Kudret Aksal – Anı

eski zaman rüzgarla girerdi odaya,
güney rengi rüzgarla, bir tutam bulutla,
yüz ikindilerinin esrik kokusuyla.
gelir otururdu evi gibi, en eski
evi gibi, geçmiş günlerin sedirinde,
bir buğuydu usulca tüten çaydanlıkta.

işıklarla oynar, tüyden hafif balonlar
uçurur havada, yakalamak isterim
birini, dokununca solar avucumda.
bir yüzü düşünür, bir yüzü anımsarım,
sonsuzluğa açılan pencereye dönük,
nerde şimdi, hangi düşsel denizde yitik!

ne zaman, nasıl bir imbikten çekilmiş,
binbir gündüz ve binbir geceden toplanmış,
ufak tefek kırıntı, tülbentler, bohçalar,
lavanta çiçekleri kutularda saklı,
tadından ürperen minder, mangal ve kedi,
ceviz sandık, bir zamanın resimleriydi.

döner durur kuş gibi saçaklarda, vurur
kendini oradan oraya, ağaçlara;
düşer avlumuzun orta yerine sessiz,
ölüsü eski zamanın, yaşamdan sıcak.
kanım sanki, şimdi kalktığım yatak sanki,
çocuk gökyüzüm benim uçurtmalardaki.